Home » Bilim ve Teknoloji » Geleceğin Ulaşım Araçları

Geleceğin Ulaşım Araçları

İnsanları ve eşyaları verimli bir şekilde taşımak, imparatorluklardan tutun da modern toplumlara kadar tüm toplumların, ekonomik sistemlerinin çalışması için önemli olmuştur.

Endüstri Devrimi’nden önce taşımacılık sektörü, genellikle hayvan gücüne ve denizcilikte de rüzgâr gücüne bağlıydı.Doğal olarak taşıma kapasiteleri ve hızları hayli sınırlıydı.Endüstri Devrimi’nden raylı sistemler başta olmak üzere taşımacılık sektöründe büyük gelişmeler oldu.Buhar gücü sayesinde daha hızlı gerçekleşen taşımacılık faaliyetleri yine de ihtiyaçları karşılamaktan uzak görünüyordu.

Modern taşımacılık sistemi sayılabilecek gelişmeler içinse 19. yüzyılın sonlarını beklemek gerekliydi.Motorlardaki ve yakıt teknolojisindeki gelişmeler maliyetleri düşürmenin yanı sıra, daha fazla yükün daha hızlı taşınmasını da mümkün kıldı.Bu dönemin yol açtığı diğer bir büyük gelişme ise şehir içi taşımacılıkla ilgiliydi.Kent nüfuslarının artması toplu taşıma araçları yapılmasını kaçınılmaz kıldı.Elektrik enerjisi 1880’lerde yaygın olarak kullanılmaya başlanmış ve özellikle Batı Avrupa’da ve ABD’de tramvayların kullanılmasıyla kentsel ulaşım sistemlerinde önemli değişikliklere yol açmıştı.

Nüfus yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde yeraltı metro istasyonlarının inşa edilmesi de yine bu döneme rastlar. Fordist dönemde karayolu taşımacılığı daha rahat, hızlı ve etkin bir kimliğe büründü.İçten yanmalı motorlar, hava basınçlı lastikler ve yakıt teknolojisindeki gelişmeler bu dönemin köşe taşları olarak karşımıza çıkıyor.Kapıdan kapıya ucuz ve hızlı taşımacılıkta kullanılan otomobiller, otobüsler ve kamyonlar üretim bantlarında üretilmeye başlandı.

İleri Fordist dönemde ise, telekomünikasyonun büyük ölçüde gelişmesi, ticaretin küreselleşmesi, dağıtım sistemlerinin daha verimli hale gelmesi ve hava taşımacılığının gelişmesi önemli olaylar olarak karşımıza çıkar.Bu ve bunlara bağlı gelişmeler, taşımacılık ve ulaşım sektörünün geleceği için pek çok olasılığı da beraberinde getiriyor.

Teknolojik gelişmelere bağlı olarak, otonom taşıma sistemleri de önümüzdeki yıllarda, ulaşım ve taşımacılık sektöründe önemli bir yere sahip olacak gibi görünüyor.Otonom taşıtlar, kendi kendilerini aydınlatan otoyollar ve köprüler, trafiği optimize ederek güvenlik ve zaman yönetimi konusunda öne çıkabilecek uygulamalar.Gerçek zamanlı veri sağlayan algılayıcılar sayesinde, otonom araçlar kişileri ve yükleri trafiğe takılmadan bir yerden bir yere taşıyabilecek.

Otonom taşıtlar, genel olarak çeşitli algılayıcılar ve veri işleme sistemlerinden oluşuyor.Sensörler, kameralar, lazerler ve radarlar aracılığı ile çevreleriyle kablosuz olarak, veri alışverişi yapabiliyorlar.Elde edilen verilerin işlenmesi sayesinde, engellerden kaçmak ve taşınan kişi ya da eşyayı, bir yerden bir yere güvenli bir şekilde ulaştırmak mümkün oluyor.Önümüzdeki 10 yıl içinde kişiler, cihazlar ve araçlar, bir bilgi ağı üzerinde birbirlerine bağlı ve devamlı iletişim halinde olacak.2025 yılına kadar birbiriyle iletişim halindeki cihazların sayısının, 5 milyardan 25 milyara ulaşması bekleniyor.

İletişim ağlarının gelişiminin yanı sıra, yapay zekânın yeni nesil ulaşım araçlarındaki yeri de, daha önemli bir hale gelecek.Makineler ve ulaşım araçları, gerçek zamanlı verilerle insani kararlar alabilecek.Bir tür bilince sahip olan bu araçlar, sesle yönlendirilebilecek ve yolculukları optimize edebilecek.Akıllı şehirlerin kurulması sayesinde, otonom araçlar birbirleriyle, yollarla, yaya geçitleriyle ve diğer tüm altyapılarla iletişim halinde olabilecek.Tüm trafik bilgileri gerçek zamanlı olarak paylaşılacak, ve akıllı şehirler akıllı ulaşım hizmetlerine imkân sağlayacak.Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 tarihli yol güvenliği raporu verilerine göre, yılda 1,25 milyon insan trafik kazalarında hayatını kaybediyor.

Otonom araçların bu sayıyı en aza indirgemesi ve hatta sıfırlaması bekleniyor.Ancak bunun sağlanabilmesi için kusursuz bir altyapı sağlanması ve gerekli mevzuatların düzenlenmesi gerekiyor.Tahminlere göre önümüzdeki on yıllık sürede, yaklaşık 8 milyon otonom otomobil üretilecek.Önümüzdeki dönemde, bireysel araçların daha çok tercih edileceğinin düşünülmesine rağmen, her geçen gün farklı ulaşım seçenekleri ile karşılaşıyoruz.

Örneğin, günümüzde Uber, Grabtaxi, Blablacar, Zipcar ve daha pek çok şirket, kişilere kısa veya uzun mesafeler için alternatif ulaşım seçenekleri sunuyor.2016’da Pittsburg’daki Uber İleri Teknoloji Merkezi’nde otonom Volvo XC90 tanıtıldı.Ancak, Arizona’da Uber’in otonom aracının sebep olduğu kazada, bir kişinin hayatını kaybetmesi deneme sürüşlerinin askıya alınmasına neden oldu.Otonom araçtaki algılayıcıların ve sistemlerin yeterliliğinin yeniden sorgulanmasına yol açan bu talihsiz gelişmeye rağmen, otonom araçlar otomotiv endüstrisini yeniden şekillendireceğe benziyor.Büyük otomobil şirketleri de, kurdukları çeşitli işbirlikleri ile alternatif enerji kaynaklarını kullanan otonom araçların üretimi için çalışmaya devam ediyor.

2016’da Local Motors tarafından tanıtılan Olli isimli elektrikli otonom servis otobüsü, Washington’da hizmet vermeye başladı.Önümüzdeki yıllarda, engelliler için daha ulaşılabilir olması planlanan Olli’nin, üniversite kampüslerinde yaygın olarak kullanıma girmesi bekleniyor.Otonom araçların, ulaşımda daha fazla kullanılacağının işaretleriyle hayli fazla karşılaşıyoruz.Ulaşım teknolojilerindeki yeniliklerden biri de, manyetik kaldırma ilkesiyle hareket eden, tren benzeri araçlar.

Havadan kaynaklı sürtünme dışındaki sürtünme kuvvetlerinin ortadan kaldırılmasıyla, saatte 500-600 km hıza ulaşabilen bu araçlar, düşük basınçlı tüpler içinde hareket ettirilerek, daha hızlı hale getirilebiliyor.İlk büyük ölçekli sistem, 2003’te Şangay’da denendi ve 30 km’lik mesafede, 440 km hızla yolculuk gerçekleşti.Son yıllarda tüp içinde gerçekleştirilen taşımacılık sistemlerinin bir örneği olarak, hızyuvarlar hakkındaki çalışmalar dikkat çekiyor.Hızyuvarlar, insan ya da yükleri gidilmesi planlanan noktaya hızlı ve güvenli bir şekilde ulaştırmayı hedefliyor.Düşük basınçlı bir boru içinde hareket eden hızyuvar podları, elektrik enerjisiyle hızlanıyor ve manyetik kaldırma kuvveti sayesinde, rayların üzerinde yüzerek hareket ediyor.

Yani düşük aerodinamik sürtünme sayesinde, daha önce sadece hava yoluyla ulaşılabilen hızda taşıma mümkün olabiliyor.Yine sabit manyetik askılarla, havada asılı hareket edebilen skyTran isimli araç için de, Tel Aviv’de deneme süreçleri gerçekleştiriliyor.Teknolojideki gelişmeler, taşıma ve nakliye endüstrisinde de büyük değişikliklere yol açıyor.Amazon şirketi, Prime Air ulaştırma hizmetiyle 2016’nın Aralık ayında, insansız hava araçları kullanarak, ilk paket teslimini İngiltere’de gerçekleştirdi.Pek çok şirket, insansız hava araçlarıyla otonom paket teslimi konusunda araştırmalar ve denemeler yapıyor, hatta teslimatlar gerçekleştiriyor.

İnsansız hava araçlarının kullanımına ilişkin gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasından sonra, otonom paket teslimi de sıkça karşılaşacağımız gelişmeler arasına girecek, ve günlük yaşamda gerçek yerini bulacak gibi görünüyor.Kamyonlarda, tırlarda ve gemilerde, otonomlaşmanın bakım faaliyetlerini iyileştireceği, ve nakliye endüstrisinde iş gücünde azalmaya neden olacağı düşünülüyor.

Uber’in satın aldığı, Otto adlı şirket tarafından tasarlanan otonom tır, Ekim 2016’da Colorado otoyolunu kullanarak ilk nakliyatını gerçekleştirdi.Önümüzdeki yıllarda, tüm ulaşım ve taşımacılık sektörlerine etki etmesi beklenen otonomlaşmanın, deniz taşımacılığı sektöründe de köklü değişikliklere yol açması bekleniyor.Otonom gemilere ilginin nedenleri aslında hayli anlaşılır.Daha güvenli, daha verimli ve daha ucuz olması.Sigorta şirketlerinin verilerine göre, deniz kazalarının %75-%96’lık kısmı insan hataları sonucu ortaya çıkıyor.

Uzaktan kontrol edilen ya da tamamen otonom olan gemiler, bu riskleri azaltmayı sağlayacak.Daha büyük kargo kapasitesi ile tasarlanabilecek gemilerde, mürettebata ve dolayısıyla yaşam alanları ile ısıtma, havalandırma, kanalizasyon gibi sistemlere gerek kalmayacak.Uzun deniz yolculuklarının zor olması, sektörde yetişmiş personel bulmayı güçleştiriyor.Ancak, otonom gemiler suya indiğinde bu durum değişebilir, ve yeni oluşacak iş imkânları eskisine oranla daha cazip hale gelebilir.Deniz taşımacılığı sektöründe ihtiyaç duyulan personel, farklı bir uzmanlaşma sayesinde uzaktan kontrol ve izleme gibi görevleri gerçekleştirebilecek.

Otonom gemi üretiminin getirdiği fazladan maliyetlerin, yakıt ve personel giderlerinden yapılacak tasarruflarla dengelenebileceğini belirten yetkililer, elektrik ve güneş enerjisi gibi temiz enerjilerin kullanılmasının da önemini vurguluyor.Dünya devlerinden Rolls-Royce firmasının Denizcilik Bölümü, otonom gemilerin denizcilik sektörünün geleceği olduğunu vurguluyor.Şirket,  önümüzdeki on yılda Finlandiya kıyı şeridinde faaliyet gösterecek, uzaktan kontrol edilen ya da tam otonom bir gemi geliştirmeyi hedefliyor.

Avrupa Birliği de Munin projesi kapsamında, otonom gemilerin kullanımının teknik, ekonomik ve yasal boyutları üzerinde çalışmalar yürütülüyor.Ayrıca Çin Denizcilik Güvenlik İdaresi ve Wuhan Teknoloji Üniversitesi, ortaklaşa çalıştıkları proje kapsamında, Çin’deki askeri ve ticari taşımacılığı otonom gemilerle gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Teknolojinin bizi götüreceği uç noktalardan biri de, havada yolculuk yapabileceğimiz taksiler olacak.Yakın gelecekte kısa mesafeler, ve yakın şehirler arasında bireysel yolculuklar, hava yoluyla çok daha kolay bir şekilde gerçekleştirilebilir.

Uber, karayollarında kurduğu ve günümüzde hayli popüler olan ulaşım ağının bir benzerini, gökyüzünde de kurmak istiyor.Şirket, dört yolcu taşıma kapasiteli, saatte 322 km hız yapabilen hava taksi servisinin, yakın gelecekte kullanıma girmesini planlıyor.

Bell Helicopter şirketi tarafından Ocak ayında düzenlenen, Las Vegas Tüketici Elektroniği Fuarı’nda görücüye çıkan, dört kişilik Bell Air Taxi adlı araç, hava taksilerinin yakın gelecekte hayatımızda olacağını gösteriyor.Airbus, Şubat ayında Vahana isimli elektrikli otonom hava aracının, başarıyla sonuçlanan deneme uçuşu görüntülerini paylaştı.

Çin insansız hava aracı üreticisi Ehang, konuyla ilgili daha fazla gelişmeye imza atmış görünüyor.Şubat ayında, Ehang 184 isimli otonom hava aracıyla, kırk gazeteciyi 15 km mesafede yaklaşık 130 km hızla seyahat ettirmeyi başaran yetkililer, varış noktasının ekran üzerinden işaretlenmesi sayesinde, aracın uçuş planı oluşturarak sizi istediğiniz yere güvenli şekilde götüreceğini belirtiyor.Zorlu hava koşullarına dayanıklı olduğu belirtilen araca, herhangi bir problem esnasında uzaktan müdahale edilebiliyor.

Volocopter firmasının ürettiği Volocopter 2 isimli otonom hava aracı, iki kişi taşıma kapasiteli, 30 dakikalık bir uçuş süresi sunuyor.Firmanın hedefi ise en az bir saatlik uçuş süresine ulaşmak.Volocopter 2 de, Problemle karşılaşılması durumunda devreye girecek, balistik paraşüt tasarımı gerçekleştirilmiş.

Teknolojideki gelişmelere bağlı olarak, insanların ve eşyaların taşınması konusunda, yenilikçi uygulamalar kapımızın eşiğinde görünüyor.

Ulaşım ihtiyaçlarını, gelecekte daha etkili, hızlı, konforlu, ucuz ve çevreci şekilde karşılayabilmek amacıyla, pek çok şirket araştırma ve geliştirme çalışmaları gerçekleştiriyor.

Bahsedilen çalışmalar sonucu, üretilecek araçlardan hangilerinin yaygın olarak kullanılacağı ise, henüz belirsizliğini koruyor.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

About

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*