Home » Sanat » Dünyayı Şaşırtan Tarihi Yapılar

Dünyayı Şaşırtan Tarihi Yapılar

Bazıları tesadüfen bulunan, bazıları kendiliğinden ortaya çıkan tarihi yapılar, insanlığı şaşırtmaya devam ediyor.İçlerinde nasıl yapıldığını, olduğu yere nasıl taşındığını hala anlayamadıklarımız var.Bazıları günümüz teknolojisinin dahi izin vermediği tasarımlara sahip.Listemizde dünyanın bu eski yapılarından 8 tanesine yer veriyoruz.


Kral Midas’ın Mezarı
Ankara-Polatlı’ya 30 km mesafedeki Gordion’da dünyanın en eski ahşap mezarını barındıran bir tümülüs bulunuyor ve bu mezar Friglerin en önemli krallarından Midas’a ait… Devasa tümülüsün içindeki mezar ardıç, çam ve sedir ağaçlarından yapılmış fakat kralın kemikleri burada değil şehir merkezindeki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunuyor.

Yeni bilgilerimize göre tümülüs M.Ö.740 yılında Frig Kralı Midas tarafından ölen babası için yaptırılmıştır.Büyük Tümülüs, Anadolu’daki en büyük ikinci tümülüs olma özelliğini taşıyor.Midas Tümülüsü, 300 metrelik çapı, 55 metrelik yüksekliği ile muhteşem bir görünüme sahiptir.


Tümülüs mezar geleneği Türklere ait ‘Kurgan‘ geleneğiyle büyük benzerlikler gösteriyor. Ölüler eşyaları ile gömülüyor, hatta sevenleri mezara hediyeler bırakıyor. Bugün o bırakılan hediyeleri birer tarihi eser olarak Gordion Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde görebilmek mümkündür.


Göbekli Tepe
Şanlıurfa’ya 22 km mesafede bulunan Göbeklitepe, insanlık tarihinin 12.000 yıllık geçmişi olduğunu ortaya çıkardı ve dünyanın kendi geçmişine dair bildiklerini tersyüz etti.


Keşif hikâyesi ise, iki köylünün 1980’lerin sonlarında toprak sürerken bulduğu bir heykeli Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ne teslim etmesi ve Urfa’da kazı yapan arkeologların bu heykeli görmesiyle başlıyor. İnsanlık tarihi hakkında bildiklerimizi yeniden düşünmemizi sağlayacak, yerleşik tarih anlayışını ve bilgilerini değiştirip, dinler tarihini sorgulatacak, bir kısmımızın varlığından haberi dahi olmadığı bir arkeolojik çalışma 1995 yılından beri Urfa Göbeklitepe’de devam ediyor.


İnşası Milattan önce 10000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe İngiltere’de bulunan Stonehenge’den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar yeniden gün ışığına çıkıyor.


Stone Henge
İngiltere’nin Wiltshere kentinde bulunan ve geçmişi milattan önce 8000 yılına kadar dayanan Stonehenge taş çemberinin tam olarak ne amaçla kullanıldığı hâlâ bilinmiyor.


Eski İngilizcede “asılı taşlar” anlamına gelen Stonehenge İngiltere’de bulunmaktadır. 17’si hala ayakta olan 30 taştan oluşuyor. En büyüğü 9 metre boyunda ve 25 ton ağırlığındadır. Çember şeklinde dizilmiş taşların, tutulmaları önceden tahmin edebilmek için yapıldığı düşünülüyor.


Stonehenge, Neolitik taş devri ile Bronz çağı arasında en az 5 kademede oluşan bir anıttır. Bu yapı, astronomi, astroloji, geometri, meteoroloji ve paganizmle ilişkilendirilmektedir. Taşların Nereden ne şekilde getirildikleri konusu ise hala bir muamma.


Stonehenge’in çemberi bölen ve yapının girişinden geçen ekseninin yaz dönencesindeki (21 Haziran) gündoğumuna doğru konumlandırılmış olması, buna karşılık, yakındaki İrlanda’da yaklaşık olarak aynı zamanlarda inşa edilen Newgrange anıtının kış dönencesindeki (21 Aralık) gündoğumuna yöneltilmiş olması dikkat çekicidir.


Gize Sfenksi
Büyük Gize Sfenksi, Mısır’ın başkenti Kahire’de, Gize piramitleri bölgesinde yer alan bir sfenks heykelidir.


Keops Piramitleri’ni bilirsiniz; isimlerini inşa ettiren firavunlardan alan Keops, Kefren ve Mikerinos piramitlerini kapsar. Aynı bölgede bulunan “aslan” formundaki Gize Sfenksi ise dünyanın en büyük taş heykelidir.
Antik Mısır’da Firavun mezarlarını koruduğu düşünülen bu heykel 73.5 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde ve 20 metre yüksekliğindedir. Pençelerinin arasında bir tapınak olan ve yatan aslan biçiminde kafası ile bir firavun başı şeklinde olan bir heykeldir.


Aslanlar Antik Mısır mitolojisinde kutsal sayıldıkları için kutsallık ve büyü güçlerini kullanarak firavun mezarlarını ve piramitleri koruması amacıyla inşa edildiği düşünülmektedir. Büyük Gize Sfenks’indeki yüzün Dördüncü Hanedanlık Dönemi’nde, başkent Memphis’te 24 ila 26 yıl hüküm sürdüğü düşünülen 6 Eski Krallık firavunundan biri olan Kefren’in yüzü olduğu tahmin edilmektedir. Yükselen güneşi karşıladığı için Gize Piramitlerinin koruyucusu olduğuna inanılır.


Knossos Sarayı
Minos Uygarlığı’nın başkenti olarak Knossos, günümüzde dünyanın en eski kalıntılarını barındırıyor ve bu antik kent Yunanistan’ın en büyük adası Girit’te bulunuyor.


Knossos Sarayı ise bu antik kentte bulunan ve ana hatlarıyla günümüze ulaşmayı başaran en önemli yapılardan biridir. Knossos Sarayı, antik kentin en önemli yapısıdır. Antik kazı alanından çıkan objelerin birçoğu Kandiye Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Çıkan objelerden en ünlüsü tüm Girit ile özdeşleştirilen yılanlı ana tanrıça figürüdür.


Knossos Sarayı’nı ortaya çıkaran arkeolog Arthur Evans, sarayın sanatı ve mimarisi hakkında değerli bilgilerin günyüzüne çıkarılmasında büyük rol oynamıştır. Burada sarayın temellerinde neolitik çağa kadar giden yerleşim tabakaları bulunmaktadır. Ancak Knossos’taki sarayın ilk olarak milattan önce 1900 yılı civarında inşa edilmeye başlandığı bilinmektedir. Knossos Sarayı çok sayıda avlu ve odalardan oluştuğu için labirenti andırmaktaydı. Bu nedenle Theseus ve Minotor canavarı efsanesine konu olmuştur.


Newgrange
Dublin yakınlarında MÖ 3200’lerde inşa edildiği düşünülen Newgrange 1699 yılında fark edilmişti.


İrlanda’da bulunan anıt ilk önce mağara olarak nitelenmiş, sonra mezar alanı olduğu düşünülmüş ve ardından astronomiyle ilgisi olduğu anlaşılmıştır. Tarih öncesi pek çok yapıda olduğu gibi yapım aşamasına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.


Yapının üzerindeki kubbe, mühendislik harikası olarak kabul edilir.
Alt tarafları ağır, üst tarafları hafif olan yekpare taşlar öyle üst üste konulmuştur ki, her üste konan taş alttakinden biraz daha dışarı çıkık vaziyettedir. Böylelikle, yapının üstünde orta kısımda 6 metre yüksekliğinde altıgen bir baca ortaya çıkmıştır. Bacanın sonunda istenildiğinde açılıp kapanan bir kapak taşı vardır.


Güneş’in dönüm günlerinde yapının içinde çok etkileyici bir ışık huzmesi meydana gelmektedir. Yılın en kısa gününün gün doğumundan kısa bir süre sonra, güneş ışığı doğrudan mezar odasına düşmektedir. Bundan sonra çeşitli koridor kapılarına ve dev taşlara yansıyarak ilerlemekte ve en son olarak arka duvara kadar ulaşmaktadır. Bu esnada mükemmel bir ışık huzmesi meydana getirmektedir. Diğer bir enteresan konuda yerleştirilen tüm blok taşların ışığın değip yansıyabileceği açıda olmasıdır.


Skara Brae
İskoçya’nın Skerrabra isimli tepesindeki çimlerin 1850’deki şiddetli fırtına nedeniyle sökülmesi ve taş duvarların belirmesi ile 1868’de başlatılan kazılar, arkeologları 5000 yıl önceki Skara Brae yerleşmesine ulaştırmış. Yapılan analizler bu ilginç yapının MÖ 3200 ile 2200 tarihleri arasında yapıldığını ortaya koyuyor.


Bölgede gerçekleşen diğer fırtınalar daha önce kazılmış yapılara zarar verdiyse de yerleşme genel olarak 1925 yılına kadar bozulmadan korundu. Yerleşimi örten kum tabakası, yapıları ve yapıların içerdiklerini inanılmaz derecede korunmasını sağlamıştır. Yapıların duvarları halen ayakta korunagelmişken geçitlerin döşendiği taş döşemeler orijinaldir. Yapıların bu derece korunmuş olması İskoçya’daki Orkney Bölgesi’nin Neolitik Dönem yaşamına ait eşsiz bilgiler sunmaktadır.


Pantheon
İtalya’nın Roma şehrinde bulunan ve antik Roma döneminden kalan Pantheon dünyada en iyi korunan ve mimari açıdan hayranlık uyandıran eski yapılar arasında gösteriliyor.


Ünlü kimseler için yapılan mezar anlamındaki Pantheon hiçbir dönem atıl kalmamış; 7.yüzyıldan bu yana da kilise olarak kullanılmaktadır. Pantheon, İÖ 27’de Roma’da, devlet adamı Marcus Vipsanius Agrippa’nın yaptırdığı tapınaktır.


İlk yapıldığında klasik tapınaklar gibi dikdörtgen planlı olan ve çevresinde bir sütun sırası bulunan yapı, İS 118-128 arasında İmparator Hadrianus tarafından değiştirilerek tamamiyle yenilenmiştir. Pantheon Tapınağı, Lucius Septimus Severus ve Caracalla dönemlerinde de bazı değişikliklere uğramıştır. Pantheon 609 yılında kutsanarak kiliseye dönüştürülmüştür. Bugün de bu işlevini sürdürmektedir.

, , , , , , , , , ,

About

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*