Home » Sanat » Dünyanın En Görkemli ve Fantastik Tarihi Yapıları

Dünyanın En Görkemli ve Fantastik Tarihi Yapıları

Bazı yapılar vardır ki eşsiz mimarisi ile büyülerken, tarihteki yeri ve hikayesiyle de masallardan çıkmış gibi görünür.
Hadi bunlardan bazılarını kısaca bir inceleyelim.

Taç Mahal


Taç Mahal , taşa kazınmış bir aşk şiiri olarak, dünyanın en güzel mimari eserlerinden biridir.
Hindistan hükümdarı Şah Cihanın, büyük bir aşkla sevdiği karısı Mümtaz Mahal için, Hindistanın Agra şehrinde yaptırdığı, dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel abidedir.
Sabahın erken saatlerinde pembe, gün içerisinde beyaz, ay ışığında ise altın rengine dönüşen Taç Mahal, Cengiz hanın soyundan gelen Şah Cihanın tutkusunun eseridir.
Babür İmparatorluğunu, 1627 1658 yılları arasında yönetmiş beşinci hükümdarı Şah Cihan, doğum sırasında ölen eşi Mümtaz Mahalın anısına Taç Mahali yaptırmıştır.
Taç Mahal için İngiliz Lordu Edward Lear; İnsanlar ikiye ayrılır, Taç Mahali görenler ve görmeyenler sözleri ile, bu göz kamaştıran yapının mükemmelliğini dile getirmiştir.

Neuschwanstein Kalesi


Neuschwanstein Kalesi, bir masaldan yeryüzüne inmişçesine gerçeküstü bir görünüme sahiptir.
Büyülü bir şatoyu andıran kale, yalnız ve genç bir kralın, tutku dolu hayallerini yansıtıyor.
Kale, Almanyanın en büyük eyaleti olan Bavyeranın kırsalında küçük bir köy olan Swangauda yer alıyor.
Gerçekten de iki göl arasındaki bir tepeye yapılmış olan kale, çevresindeki manzaranın güzelliği ile bütünleşerek oldukça romantik ve masalsı bir his yaratıyor.
Kalelerin artık stratejik ve savunma amaçlı olmadığı bir zamanda inşa edilen, Neuschwansteinnın yapımı da kendi gibi masalsıdır.

Versay Sarayı


Versay Sarayı, Fransa’nın Ile de France Bölgesi‘nde, 86000 nüfuslu Versailles şehrinde yer alan, ülkenin en önemli kraliyet sarayıdır.
Parisin 20 km güney batısında kalan şehir zengin bir yerleşimdir.
Versay, 14. Lui’nin, kraliyet mahkemesini Paris’ten taşıdığı 1682 den, kraliyet ailesinin geri dönmeye zorlandığı 1789 a dek Fransa Krallığı’nın politik gücünün merkezini oluşturmuştur.
Versay bu sebeple sadece bir yapı olarak değil, eski rejime bağlı mutlaki monarşinin bir sembolü olduğu için, Fransa ve dünya tarihi açısından çok önemlidir.
Binaların projeleri, Louis La Vau ve Jules Hardouin Mansart, iç dekorasyonu, Charles le Brun, bahçeleri ise büyük peyzaj mimarı, Andre Le Notre tarafından tasarlanmıştır.
Sarayın içi kadar bahçeleri de görülmeye değerdir.

Duomo Milano Katedrali


Duomo Katedrali, tam anlamıyla Milano’nun merkezindedir.
Sokaklar katedralden yayılır ve onu çevreler.
Katedral, kuruluşundan bu yana kentin en merkezi alanını kaplar.
Katedral’in inşaatı, 1385 yılında Piskopos Antonio da Saluzzo tarafından yaptırılmıştır.
Dünyanın en büyük kilisesinin yapılmasını öngören, ve ilk Milano Dükü olan, Gian Galeazzo Visconti tarafından desteklenmiştir.
Visconti, mermer ocaklarına erişim izni vermiş, vergi muafiyeti sağlamış ve Avrupadaki en iyi mimarları davet etmiştir.
İnşaat, 1386 da başlamıştı, fakat yüzyıllar boyunca sürecekti.
Yıllar boyunca sayısız usta ve mimar devreye girdi ve ilk tasarım daha da görkemli hale gelene kadar, sürekli olarak değiştirildi.
Katedral 1965 yılında bugünkü halini almıştır.

Mont Saint Michel Kalesi


Fransa denince aklınıza ilk olarak Eyfel Kulesi geliyor olabilir.
Fakat pek bilinmemekle birlikte, çoğu bilim adamına göre Fransada, dünyanın sekizinci harikası olan bir yer daha var.
Ülkenin Normandiya ve Bretanya bölgelerince paylaşılamayan Mont Saint-Michel, aslında tam olarak iki bölgenin sınırında bulunuyor.
Öyle ki, iki bölgenin bu anlaşmazlığı komik kartpostallara bile çokça malzeme olmuştur.
Peki burayı böylesine harika yapan şey nedir?
Bir yer düşünün ki, aynı anda hem bir ada, hem bir manastır, hem bir kale, hem de tek başına bir köy: İşte Mont Saint Michel!

Louvre Sarayı


Fransa’nın başkenti Pariste, Louvre Sarayında konumlanan Louvre Müzesi, dünyanın en büyük ve ünlü sanat müzesidir.
72 bin metrekare gibi devasa bir alanda yer alan bu önemli yapı, her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlamaktadır.
Başlangıçta bir kale olarak inşa edilen, sonrasında Kraliyet Sarayı olarak kullanılan, ve Fransız devrimini takip eden 1793 yılında müzeye dönüştürülen, ayrıca ilk devlet müzesi olma özelliği de taşıyan Louvre Müzesi, yüzlerce sayıda paha biçilemez eser, ve birbirinden değerli antika koleksiyon ile, diğer müzelerden ayrılmaktadır.
Günümüzde 35.000 e yakın eser ve 380.000 den fazla objeyi ziyaretçilerine sunmaktadır.
Louvre Müzesi denilince artık akla ilk gelen yapılardan olan camdan piramitler ise, müze avlusunun merkezine 1989 yılında yapılmıştır.
Louvre Piramidi adındaki bu yapılar, müzede yürütülen büyük yenileme çalışmalarının da ilk adımı olmuştur.

Notre Dame katedrali


Tarihi Parisin tarihiyle beraber seyreden, ülkenin coğrafi ve ruhsal anlamda da merkezi sayılan Notre Dame Katedrali Parisi ziyaret eden turistlerin de en popüler uğrak noktalarından.
Romanlara ilham olmuş katedral için Tarih ve Sanatın Katedrali demek de hiç yanlış olmaz.
Seine Nehrindeki küçük bi adada yer alan Notre Dame Katedrali, devasa boyutları, Roma Gotik stili karışımı mimarisi, görkemli süslemeleri, pencereleri ve vitrayları, sahip olduğu sanat eserleri ve 2000 yılı bulan tarihi ile, Paris ziyaretinde görmeden dönmemeniz gereken yapılardan biridir.

Angkor Wat


Angkor Wat, Siem Reap şehrinin 5 buçuk km kuzeyinde, ormanlar arasına gizlenmiştir.
Angkor Medeniyetinin izlerini taşıyan, bu mistik ve esrarengiz tapınaklar 1992 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesindeki yerini alır.
630 yıl hüküm süren Khmer Krallığı döneminde inşa edilen elliden fazla tapınağın içerisinde en çok bilineni Angkor Wat tır.
On ikinci yüzyılda ihtişamlı bir zenginliğin hükmeden Khmer krallarından Suryavarman II tarafından, Hindu tanrısı Vishnu adına inşa edilmiştir.
Dört asır boyunca terk edilmiş ve orman tarafından sarılıp sarmalanmış olarak kalan bu kadim tapınaklar 1858’de Fransız doğa bilimci Henri Mouhot tarafından yeniden keşfedilmiştir.

Sacre Coeur Basilica


Parisin Ressamlar Tepesi Montmartrede, zarif bir kuğu gibi görülen Sacre Coeur Bazilikası, şehirdeki en önemli tarihi ve dini yapılardan biridir.
Aslında 20. yüzyılın başlarında açılmış olması sebebiyle, kentin en eski yapılarından sayılmıyor ancak, en etkileyicilerinden biri olduğu da kesin.
Kenti ziyaret eden hemen her turistin tur programında olan, ve Montmartre Tepesi gibi yüksek bir noktada yer alan Sacre Coeur Bazilikası, hem nefes kesici mimarisi ve hem de benzersiz Paris manzarası ile görülmeye değer bir yer.
Sacre Coeur Bazilikası, hem bembeyaz rengi ve kubbeleri ile, bir pastayı andırdığı için düğün pastası, hem de yapımında kullanılan taşların özelliği nedeniyle, her yağmurda kendini temizlemesinden dolayı kendi kendini temizleyen kilise gibi takma isimlerle de anılıyor.


Potala Sarayı


Lhasa da, Tibet dağlarında, dünyadaki eski binalar arasında en uzun olan, ünlü Potala Sarayı bulunur.
Saray, deniz seviyesinden 3767 metre yükseklikte bulunmaktadır.
Marpo Ri dağının zirvesi sarayın mekanı olarak hizmet eder.
Potala Sarayı, Tibet topraklarındaki en büyük anıtsal yapıdır, dağların üstünde ve yamacında bulunmaktadır.
Çok katlı binanın yüksekliği de oldukça etkileyici ve 170 metreye ulaşıyor.
Potala, Çarlık Sarayının yanı sıra, büyük bir tapınak kompleksini barındıran karmaşık bir kale dir.
Binanın genel alanı, 360 bin metrekaredir.

Ayasofya Müzesi


Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğunun İstanbulda yapmış olduğu en büyük kilise olup, aynı yerde üç kez inşa edilmiştir.
İlk yapıldığında Megale Ekklesia, yani Büyük Kilise olarak adlandırılmıştır.

  1. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlanmıştır.
    Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.
    Günümüz Ayasofyası, İmparator Justinianos tarafından dönemin iki önemli mimarı Anthemios ve İsidoros a yaptırılmıştır.
    Kayıtlardan, iki baş mimar ile birlikte çalışan yüz mimar ve her mimarın emrinde yüz işçinin binanın yapımını 5 yıl 10 ay gibi kısa bir sürede tamamladıkları anlaşılmaktadır.
    916 yıl kilise olarak ibadete açık olan yapı, Fatih Sultan Mehmed’in 1453 te İstanbul’u fethetmesiyle camiye çevrilmiştir.
    Ayasofya, Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile 1935 yılında müzeye dönüştürülmüştür.

Dolmabahçe Sarayı


İstanbul’un en görkemli yapılarından bir tanesi olan Dolmabahçe Sarayı, İstanbul Boğazı’nın en güzel yerine kurulmuştur.
Bugün bile Dolmabahçe Sarayına bakıldığında, gösterişli haliyle yıllara meydan okumaktadır.
İstanbul’da yaşıyorsanız veya İstanbulu turistik amaçlı ziyaret edecekseniz, Dolmabahçe Sarayına mutlaka uğramalısınız.
1842 yılında I. Abdülmecit tarafından yaptırılan ve 1853 yılına kadar yapımı devam eden Dolmabahçe Sarayı, Abdülmecit tarafından hem yaşamak için, hem de resmi işler için kullanılmıştır.
Dolmabahçe Sarayı, Cumhuriyetin ilanı ile Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı Konutu olmuştur.
Osmanlı döneminde inşa edilmesi, Cumhurbaşkanlığı Konutu olması ve Atatürkün 10 Kasım 1938 de hayata gözlerini yumduğu yer olması açısından, Türk milleti için oldukça büyük bir öneme sahiptir.

, , , , , , , , , , , ,

About

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*